Geçmişe köprü, sorunlarınıza çözüm

                                     DERİNLİK

                                                                                     Kişisel Gelişim, Eğitim ve Danışmanlık

Anasayfa

SORULAR VE CEVAPLARLA REGRESYON (GEÇMİŞ YAŞAM)TERAPİSİ

Soru   1:  Regresyon(Geçmiş Yaşam) Terapisi nedir?
Soru   2: Anıların Etkisi Nasıl Değiştirilmektedir?
Soru   3: Geçmiş Yaşam Terapisinin Amacı nedir?
Soru   4: Geçmiş Yaşam Terapisi hangi konularda çözüm üretiyor? Hangi durumlarda bu yöntemden yararlanılıyor?
Soru   5: RT’ne konu olan şokların, sorunların, problem ve hastalıkların oluşma ve şifa süreci nasıldır?
Soru   6: Deneyimlerimiz, Duygularımız ve Beden/Organlarımız (Fiziksel Sistemler) Arasındaki Bağlantılar Nasıldır?
Soru   7: Anılar Nasıl Saklanmaktadır?
Soru   8: Regresyon ve hipnoz sırasında ortaya çıkan hafızanın özellikleri nelerdir?
Soru   9: Seans sırasında ulaşılan anıların hepsi bize ait anılar ve doğumla başlayan tek bir yaşama ait anılar mıdır?
Soru 10: Hipnoz ve regresyon teknikleri her rahatsızlığı iyileştirir mi?
Soru 11: Hipnoz ve regresyon teknikleri herkes için uygun mudur?
Soru 12: Geçmiş Yaşam Terapisinin Uygun Olduğunu Gösteren Faktörler Nelerdir?
Soru 13: Geçmiş Yaşam Terapisinin Uygun Olmadığını Gösteren Faktörler Nelerdir?
Soru 14. Tavırlar ve Duygularımız arasındaki etkileşim nasıl olmaktadır?
Soru 15: Neden bu terapi işe yaramaktadır?
Soru 16: Regresyon Terapisinin faydaları nelerdir?

RANDEVU İÇİN : 0533 365 78 43 GÜNAY YALÇIN ERCOŞKUN

Not: Regresyon (Geçmiş Yaşam) Terapisi için RT kısaltması kullanılmıştır.

 Regresyon(Geçmiş Yaşam) Terapisi nedir?

Regresyonun kelime anlamı anıların geriye kaymasıdır. Regresyon tabirini ilk kullanan Fransız Albay de Rochas (dö Roşa)'dır. Albay de Rochas çalışmalarını Ondokuzuncu yüzyılın ortalarından sonra gerçekleştirmiştir (1). Zaman içinde hipnotik regresyon ile ilgili bir çok araştırmacı tarafından birçok çalışmalar yapılmıştır. Günümüzde metodolojik olarak geçmiş yaşamlar anılarından kaynaklanan şokların, duygusal sarsıntıların nasıl sönümlendirilip, giderileceğine yönelik çeşitli metodlar geliştirilmiştir. Bizler de metapsişik araştırmacılar olarak bu yöntemleri inceliyor, takip ediyor ve kendi aklımıza, vicdanımıza ve bilgimize paralel olarak uyguluyoruz.

Regresyon terapisi korkulacak bir şey değildir, aksine en kolay, en rahat, en çözümleyici terapidir (2).

Regresyon Terapisi (RT) için şöyle bir tanım yapabiliriz: Hipnotik trans ile bedensel gevşeme sağlandıktan sonra şuuraltına yapılan bir seyahatle bizde şok meydana getirmiş, hazmedilememiş, eksik veya yanlış anlaşılmış, bizi sarsmış olan iç dengemizde şaşma meydana getirmiş, bir baskı unsuru olarak zihnimizde yer etmiş olan olayları ilgili anılar ve duygulara çağrışım kanunlarına bağlı olarak ulaşarak imajinasyon yoluyla tekrar yaşayarak üzerimizde oluşan olumsuz etkilerini pozitife dönüştürme, olaylara ilişkin anlayışımızı ve benlik imajımızı yeniden yapılandırma yöntemidir (3) .

Bu tanım biraz uzun olmakla birlikte yapılan işi mümkün olduğunca ayrıntılarıyla anlatan bir tanımdır.

Regresyon terapisi süreci, yaşadığımız hiçbirşeyin kaybolmadığı, bireyin deneyimlediği her şeyin zihin sistemlerine, ruhsal hafızamıza, yani bedene bağlı ruha ait hafızaya perisperital hafızamıza kaydedildiği ve orada saklandığı esasına / önermesine dayanır (3 ve 4).

İnsan unutan bir varlıktır. İyi olarak nitelendirdiklerini de unutur, kötü olarak nitelendiklerini de unutur. Bizler manasını kavrayamadığımız, anlayamadığımız, hoşumuza gitmeyen, eksik, yarım, yanlış anladığımız konularıysa daha hızlı bir şekilde şuuraltına iteriz, unuturuz. Ama esasında hiçbirşey unutulmaz (3).

Anılarımız kare kare bütünler halinde bir çeşit vizyon takımı tarzında daima bizde vardır (3). Ruhsal hafızaya asıl düşünce, asıl hatıralar, asıl yapılmış olan tecrübelerin bütün anıları, ama özüyle beraber, bir fotoğraf filminin kaydı gibi veya bir sinema filmi üzerine yapılmış kayıt gibi değil, bütün herşeyiyle beraber, anlamıyla, duygularıyla beraber anılar kaydolmuştur (5). Regresif hipnoz halinde adeta filmi geriye sardırmak gibi tersine işleyen bir mekanizmayla bu anılara geriye dönüş mümkündür (3 ve 4).

Regresyon Terapisi işte bu unutulmayan anıların etkisinden kaynaklanan çeşitli sorunlarımız, sıkıntılarımız, ilişkilerdeki problemlerimiz, hastalıklarımızın kökeninde yatan olayları bulmamızı sağlar. Bu olayları bulduktan sonra imajinatif olarak o olayları yeniden yaşarız ve olay anında göremeyip, anlayamayıp eksik bıraktığımız yönleri, takıntılı durumları, şok yaratmış durumları yeniden gözden geçirme, yeniden değerlendirme imkanına kavuşuruz. Böylece o olayın negatif duygusunun, yarattığı negatif enerji bloğunun farkına varırız ve bu etkilerden kurtuluruz/kurtulabiliriz.

Sonuç olarak eksik bırakılanların tamamlanması, yanlış anlaşılanların düzeltilmesi, yaşanılmış şokların etkilerini normal bir düzeye çekmek için harika bir fırsat elde etmiş oluruz. Olayı şimdiki halimizle imajinatif olarak yeniden yaşadığımızda o olaya ilişkin duyguları, anlayışları, anlayamayışları, yanlış anlayışları, şokları, karar, kabul ve bilgileri tekrar değerlendirme şansını elde ederek benlik imajımızı yeniden oluştururuz.

Geçmiş yaşam terapisinden, geçmiş yaşam anılarından söz ettiğimizde Fransa’da bir rahibe olmuşum veya Tibet’te bir keşiş olmuşum, bunun hiçbir önemi yoktur. Mesele, bu geçmiş yaşam anılarında şu anki hayat için gerekli olan bir şifa, şu anki hayat için yanıtının mutlaka bulunması gereken bir soruya cevap veya herhangi bir yeteneğin, başkalarına da yararı olabilecek bir yeteneğin ortaya çıkmasına yol açabilecek bir bilgi var mı? Önemli olan budur. Bir geçmiş yaşamda bir korkunuzun nedenini bulabilirsiniz. Bir başkasında sizi şu an neredeyse çıldırtacak olan bir ilişkideki bir sorunun nedenini yakalayabilirsiniz. Ama geçmiş yaşam terapisi dediğimizde önemli olan tek şey şu anki hayattır. İnsanlar geçmiş yaşam terapistlerine danışmak için geldiklerinde genelde hayatlarında temel bir mesele söz konusudur. Bu temel mesele tekrar tekrar aynı biçimde yinelenmektedir. Ve insanlar bunu nasıl değiştirebileceklerini öğrenmek için gelirler. Regresyon terapisi eğer insanların işine yaradığını, şifa bulduğunu görmeseydim yıllar önce bırakmam gereken bir şeydi. Çünkü bu meraktan ya da eğlenmek için yapılabilecek bir şey değil. Fakat insanların şifa bulduğuna, sorunlarının kaynaklarını yakaladıklarına ilişkin çok somut kanıtlar elde ediyoruz ve bu somut kanıtlar regresyon terapisini araştırmaya, yapmaya değer kılıyor (6).

Zihin çoklu farkındalık düzeylerine sahip görünür. Biz bunları şuur, altşuur ve üstşuur olmak üzere üç ana sisteme ayırıyoruz. “Şuurunuz şu anda yaptıklarınızdır.” “Altşuurunuz kim olduğunuzdur.” “Üstşuurunuz ise Can, Ruh ya da Tanrı unsurudur.” Bu üç zihin sistemi, aynı anda birbirinden bağımsız bir biçimde işler. Farkındalığın bu üç düzeyi aynı şekilde düşünüp hareket ettiğinde, en iyi tutumlarımız ya da ifadelerimiz ortaya çıkar (4).

Yaşam bu en iyi tutumları ve ifadeleri kazanmamız için bir fırsattır. Bu fırsatı kullanırken elbette ki kırılanlar dökülenler oluyor. RT bir başka deyişle işte bu kırılan, dökülenleri toplama, iyileştirme imkanını bize sunar.

                                                                  Sayfa Başı...

Anıların Etkisi Nasıl Değiştirilmektedir?

Geçmişteki bir deneyimi hatırladığımızda, zihin deneyimi tam olarak kaydedildiği şekliyle anımsayabilir(4). Örneğin çok eskiden dinlediğimiz ve yıllardır dinlemediğimiz bir şarkının ilk notlarını duymaya başladığımız andan itibaren şaşırtıcı bir şekilde sözleriyle birlikte melodiyi hatırlamamız, şarkıya eşlik etmemiz gibi geçmişteki deneyimi hatırlatıcı bir etki (bir duygu, bir olay, bir izlenim vb.) olduğunda da hatırlama süreci gerçekleşir. Buradaki ilk nota genellikle problemin baş gösterdiği süreçteki duygusal etkiler, izlenimlerdir.

Kasete istenmeyen bir şeyler kaydedildiğinde ya da kaset bir biçimde rahatsız edici olduğunda, kayıtın sonuna bir değişiklik ekleyerek kayıt değiştirilemez. İstenmeyen materyalin silinmesi gerekir(4). Yine müzikten örnek verecek olursak bir şarkıyı söylerken şarkının başında, ortasında, sonunda yani herhangi bir yerinde yanlış bir nota söylerseniz gidip yanlış notayı söylediğiniz yerde düzeltmeyi yapmanız geretiği gibi düzeltmeyi bozulmanın olduğu yerde yapmak gerekir.

Zihin de aynı şekilde işler. Bedenimizi, zihnimizi, duygumuzu olumsuz etkileyen bir şey zihinde kaydedilmişse, şuurlu deneyimin sonuna farklı bir tutum ya da duygu eklemeye çalışarak durum değiştirilemez. Değişikliğin, altşuurda kaydedildiği ve saklandığı noktada gerçekleştirilmesi gerekir. Bu değerlendirmeleri yaparken birey tercih anını fark eder ve deneyime daha iyi, daha pozitif bir biçimde yaklaşabilmesi mümkün olur (4).

Etki altındaki ruhsal/bedensel sistemlerin, organların iyileştirilmesi süreci, ilk olarak fiziksel hasarın kökenin teşhis edilmesi ve ikinci olarak bununla bağlantılı duygunun teşhis edilmesini gerektirir. Bundan sonra atılacak olan adım ise bu duygunun kökenini belirlemektir. Duygunun kökeni belirlenince, birey bu deneyimi yeniden deneyimlemeye yönlendirilir. Ama bu kez söz konusu deneyimle pozitif, negatif ya da tarafsız bir tepki üzerinden bağlantı kurmak açısından bir tercih yapma anı olduğuna dikkat ediniz. Sonra deneyimin pozitif bir duyguyla yeniden oluşturulması seçilir. Başlangıçtaki negatif duygusal iz değiştiğinde, o negatif duyguyla bağlantılı deneyimlerin tümü yeniden değerlendirilmeli ve yeniden oluşturulmalıdır. Bu, imajinasyondan yararlanılarak, altşuur düzeyinde deneyime ait farklı bir gerçeklik oluşturarak gerçekleştirilir (4).

Yani şunu hiç unutmamalıyız, yaşadığımız olayları değiştiremeyiz ama o olaylara ait duygularımızı, anlayışımızı yenileyebilir, yükseltebilir, daha kapsamlı hale getirebiliriz. Deneyimi imajinatif olarak yeniden yaşadığımızda deneyime ait pozitif bir karar verebiliriz, deneyimi hastalık yapan, takıntılı etkiler yapan halden çıkarabiliriz. Deneyimin üstümüzdeki etkisini değiştirebiliriz. Regresyon Terapisi (RT) de bunu yapmamızı sağlar.
Birey regresif hipnoz sürecinde, bazen daha önceki bir yaşamda meydana gelmiş görünen bir deneyim anlatır. Deneyimin duygusu öylesine güçlü bir biçimde iz bırakır ki ilk başta etkilenen ruhsal/bedensel sistemlerin, organların aynısına etki edecek şekilde şuandaki hayata taşınır. Duygusal ayarlama gerçekleştirildiğinde, sorunların çözümlenebileceği zaman aralığı da zihin tarafından belirlenir (4).

Zihinde, insanın spiritüel yaradılışından başlayıp şu anki durumuna kadar süren kesintisiz bir farkındalık mevcuttur. Bu geçmiş yaşamlar, az ya da çok sayıda geçmiş yaşam deneyimlerini içerebilir. Geçmiş yaşam deneyimleri arasındaki zaman ve alan da buna dâhil olabilir. Bedensel ve duygusal sorunların kökenini ve nedenini belirleyebilmeyi mümkün kılan şey daha önce de belirttiğimiz gibi, zihnin tüm geçmiş deneyimlerini kaydetme ve unutmama yeteneğidir. Zihin bedensel sistemlerin yaşına ve koşullarına ilişkin bütünsel bir bilgiye sahiptir ve yalnızca bedensel ve duygusal yetersizliklerin kökenini ve nedenini bilmekle kalmaz, aynı zamanda bu koşulları düzeltmenin en iyi yolunu da bilir (4).

İnsanın bütün yaşamının saniyeler içinde gözlerinin önünden geçmesi fikri, gerçektir. Bu gerçekleşebilir ve zaman zaman gerçekleşir. Hipnoz sayesinde bu fenomen kontrol altına alınabilir. Böylece geçmiş deneyimler saniyeler içinde hatırlanabilir, yeniden değerlendirilebilir ve yeniden oluşturulabilir. Ortalama on ila on iki deneyim, otuz ila kırk beş saniye içinde değiştirilebilir. Bu yeniden oluşturma uygun bir biçimde gerçekleştirilebilirse, negatif duygunun bedensel/ruhsal sistem üzerindeki olumsuz etkisi ortadan kalkar (4).

                                                                  Sayfa Başı...

Geçmiş Yaşam Terapisinin Amacı nedir?

İnsanlar kendi içlerindeki dengesizliği hissettikleri için gelir. İçlerindeki enerji ahengini kaybetmiştir. Terapi insanların enerjisinde bir denge yaratır. Böylece yaşamlarının niteliğini etkileyecek kararlar alarak sorumluluk üstlenmelerine olanak tanınır (4).

Geçmiş yaşam terapisinin öncelikli amacı yalnızca semptomları ortadan kaldırmak değil, duygusal, bedensel, zihinsel sistemleri destekleyen tutumlar ve dinamiklere odaklanmaktır. Belirtilerin hafifletilmesi için genellikle zihinsel, duygusal ve fiziksel düzeylerin incelenmesi gerekir (4).

Geçmiş yaşam terapisi zihin-beden-ruh bağlantısını daha iyi anlayabilmemize yardım eder. Evrim halindeki canlar/varlıklar olarak, kendi spiritüel gelişimimizi sağlayarak evrenimizi yaratmaktaki sorumluluğumuzu anlayabiliriz (4).

Geçmiş yaşam terapisi, asıl olarak bireyin daha bütünleşmiş bir yaşam tarzını sürdürmesine; burada ve şimdi yaşamasına yani içinde bulunduğumuz anı yaşamasına; evrenle bağlantılarının farkına varmasına; her farkındalık anına anlam veren yaratıcı süreçlere katılmasına yardımcı olmaktadır (4).

Geçmiş yaşam terapisi, negatif enerjinin serbest bırakılmasını engelleyen içimize iyice yerleşmiş savunma “modelleri” aracılığıyla canı bölen “nedensel” acıyı ortaya çıkarmayı amaçlar. Bu, insanın tüm enerjisini pozitif bir biçimde kendisinin ve başkalarının hizmetine sunmasına katkıda bulunur. Böylece sınırsız bir uyum ve denge sağlanır (4).

                                                                  Sayfa Başı...

Geçmiş Yaşam Terapisi hangi konularda çözüm üretiyor? Hangi durumlarda bu yöntemden yararlanılıyor?

İlişkilerdeki açmazlarda:

İnsanların kendi kendileriyle olan ilişkileri

Aile içi ilişkiler ve diğer kötü giden ilişkiler

Yakın çevreyle ilişkiler,

Karşı cinsle ilişkiler,

İş hayatındaki ilişkiler ve benzeri ilişkilerin düzeltmesi için ilişkileri kötüye götüren kökendeki nedenleri bulmakta

Korkuların sebebini bulmakta

Ölüm korkusu,

Saldırılma korkusu,

Cinsel korkular,

Sistematik pislik korkusu,

Yükseklik korkusu, uçma korkusu,

Boğulma korkusu, su korkusu,

Evlilikten korkmak,

Evlat sahibi olmaktan korkmak,

Bir takım meçhul korkular vb. gibi,

Belirli bir hayvandan korkmak vb. gibi,

Hastalıklı, takıntılı, saplantılı duygu, düşünce ve inançlardan kurtulmakta

Psikosomatik rahatsızlıklarda,

Allerjiler, ekzema

Mide ağrıları, hazımsızlıklar, ülser,

Nükseden bel ağrıları,

Çeşitli başağrıları, migren ve bedendeki çeşitli bölgelerdeki sebebi bilinmeyen ağrıların kökenindeki sorunları anlamada, 

Özgüvenin yitirildiği durumlarda, Kendini ifade etmekte güçlükler yaşandığında,

Anlam verilemeyen suçluluk duyguları yaşandığında,

Kaygı, endişe gibi durumlarda,

Obezite (aşırı yemek yeme), anoreksia (hiç yemek yiyememe),

Kekemelik,

Kötü alışkanlıklar,

Tırnak yemeler, göz seyirmeleri,

El ve vücut terlemeleri, diş gıcırdatma,

Kompleksler (Aşağılık veya yükseklik kompleksi gibi),

Öfke, çöküntü, sıkıntı, arzu ve isteklerin engellenmesi ve benzeri durumlarda,

İzah edilemeyen yorgunluk,

Kendiliğinden parça parça geçmiş yaşam hatırlamaları olduğunda kökende yatan sebepleri ve çözümleri aramak ve bulmak için RT’den yararlanılmaktadır.

                                                                  Sayfa Başı...

RT’ne konu olan şokların, sorunların, problem ve hastalıkların oluşma ve şifa süreci nasıldır?

Temel olarak bunları birkaç kategoride inceleyebiliriz.

Yaşam akışımız içinde yaptığımız tecrübelerde birçok istenmeyen, hoşunuza gitmeyen, durumlar, acılar, haletler vardır (3).

Bazen de hiç yorumlayamadan, olaya uyum sağlayamadan, olayı kabullenemeden, olayla kendimiz arasında bir zıtlık, bir karşıt durum varken şuuraltımıza intikal ettirdiğimiz olaylar vardır (3). 

Bir de bunların yanısıra yaptığımız yanlış işler vardır. Tecrübesizlikten ve maddenin/dünyanın/bedenin bizim üzerimizdeki baskısından dolayı ve vicdani seviyemizin olgunluğuna paralel olarak geçmişimizde bizi üzüntüye sevk edebilecek bir takım hareketler yapmış olabiliriz (3).  

Regresyon terapisine konu olan gölge etki tarzında takıntılı durumlar yaratan yukarıda belirtilen kapsama giren anılarımız mevcuttur. Bu anılar yaşam akışını engelleyen marazi bir hal almışlardır. Günlük şuur düzeyinde hatırlanmazlar fakat bu anıların etkilerini veya sonuçlarını korku, öfke, hınç, saldırganlık, endişe, kıskançlık, utanç, kibir, kendini küçük veya büyük görme, kendini değersiz bulma, eziklik, suçluluk, derin üzüntü, yas tutma, sürekli mutsuzluk vb. gibi negatif duygular ve çeşitli hastalıklar tarzında yaşarız. Bazı şeyleri asla yapmama, bazı şeyleri asla istememe, bazı şeylerden çekinme veya bazı şeyleri mutlaka yapma gibi huylar, duygusal ve davranışsal tutumlar ediniriz. Görünürde bunlara sebep olan bir olay, durum yok gibidir. Ancak sonuçları hayatımızda mevcuttur ve yaşam akışımızı olumsuz etkilemektedirler.

Bu düğümlenmiş etki/etkiler normal düzeyde bir zihne hakim olarak fizyolojiye etki edebilir/ediyor, sizin zihninizde bir yer işgal etmiş obsesif bir baskı unsuru olarak kendisine uygun bir ortam oluştuğunda, o olay ya da durumu hatırlatıcı tetikleyici bir etki gördüğü anda o etki daima orada size sinyal veriyor. Bir türlü o etkileri üstünüzden atamıyorsunuz, boşaltamıyorsunuz. O olayın sizde meydana getirdiği örneğin korkuyu tekrar yaşıyorsunuz, o olaya bağlı olarak geliştirdiğiniz davranışı tekrarlıyorsunuz, belirli bir tavırı alıyorsunuz veya o zaman verdiğiniz bir karar altşuurda tetikleniyor ve siz günlük şuur düzeyinde farkına varmadan o karara uymaya başlıyorsunuz, öyle bir ortam yoksa, oluşmuyorsa o etki çalışmıyor (3 ve 4). Adeta bir bilgisayar yazılımında yapılan hata nedeniyle hep aynı yerde aynı hatanın mekanik bir şekilde tekrar etmesine benzer bir şekilde bir etki hayatımızda varlığını sürdürür. Yani sizin benlik imaj kodunuz sanki hep aynı yerde aynı hatayı yapıyor gibidir, ta ki siz o kodu düzeltene kadar hata kendisini tekrarlıyor.

Sürekli bir şekilde o tür olayların/anıların tekrarı tarzında yani her gece aynı kabusu görür gibi, mütemadiyen aynı durumu yaşamamızın bize ne yararı vardır, bize ne kazandırır? Hiçbir şey kazandırmaz (3).

Hiç yorumlayamadan veya iyi yorumlayamadan, olaya uyum sağlayamadan, olayı kabullenemeden, olayla kendimizin arasında bir zıtlık, bir karşıt durum varken şuuraltımıza, iç varlığımıza intikal ettirdiğimiz olayları hatırlatan bir durumla karşılaştığımız an onu, o olayı ve yarattığı durumu otomatikman iteriz, çünkü olayı karşımızda görürüz, düşmanmış gibi hissederiz. Şuuraltında bu negatif etki zaten mevcuttur. Bu bakımdan bu durumlarda kendi içimizde oluşmuş manevi bir atmosferle sürekli olarak mücadele etmek zorunda kalırız (3).

Bizde şok meydana getirmiş olan bizi sarsmış olan iç dengemizde böyle kararsızlıklar meydana getirmiş olan olayları gözden kaçırmamamız gerekir. Muhakkak onu yakalamak işin doğrusunun ne olduğunu kendi kendimize itiraf değil, kendi kendimize bir daha yaşamamız lazım. Nasıl? En azından imajinasyon yoluyla yaşamak lazım (3).

İşte hipnotik regresyon sırasında bizi hırpalayan, bizi sıkan o düğümlenmiş mekanizmayı yakalamak ve o mekanizmanın çözümüne yardım etmek mümkündür.O düğümlenmiş mekanizmayı yakaladığımızda birey bu deneyimi yeniden deneyimlemeye yönlendirilir. Böylece kendi iç varlığımıza, ruhsal hafızamıza iyi yorum yapamadan, intikal ettirdiğimiz , zihnimizde manevi baskı etkeni olarak yer etmiş olan olayların manasını yeniden yaşayarak anlarız. Birikmiş negatif duygusal boşalım gerçekleşir ve iyileşme sağlanır/sağlanabilir

Bizim en önemli derdimiz, unuttuğumuz ve üzerinde durmadığımız konu bizim kendi başımızdan geçen olayları hazmedemememizdir. Zihnimizin hazmetmesi demek anlaması demektir. Zihin anlayamadığı husustan kurtulmaya çalışır. Unutur. Unutmanın en büyük özelliklerinden biri de budur (3).

Bunlara pozitif bir anlayışla uyum sağladığımızda üstümüzdeki manevi ve fiziksel baskılarından kurtuluruz. Asıl uyum sağlamak bunlardır. Olaylara uyum sağlamakdan da bu anlaşılmalıdır (3).

Bunlar modern çalışmalardır ve insanlar bunlardan yararlanıyorlar. Regresyon terapisi bu tip durumların çözümlenmesi için kullanılan modern bir yöntemdir (3).

Regresyon terapistlerine başvuranlar genellikle bu tür negatif etkileri taşımamaları gerektiğinin farkına varırlar ve bu etkiden kurtulmanın yollarını aramaya başlarlar. Her zaman kendi kendimize bu tür negatif etkilerden, negatif enerji bloklarından kurtuluşumuz mümkün olmamaktadır. İşte o durumlarda regresyon terapisi çözüm için iyi bir alternatiftir ve çözüme ulaşmak için kısa yol vazifesini görür. Kimi durumlarda da tek çözüm yolu olduğunu görüyoruz. Günlük şuur düzeyinde kavranamayan o mesaj hipnotik durumun yardımıyla alt ve üst şuur düzeyinde kavranır, o bildiri alınır, olayın ne demek istediğini anlaşılır ve artık o olay ve etkisi makul bir düzeyde yerini bulur, bir bakıma o olay ölmüş sayılır. Böylece o olayın etkisi normalleşir.

Yani aynı zamanda bu olayın sizin fiziki hafıza bankanızdan da kaydı siliniyor. Bilgisayardan silinmesi gibi. Fakat esasında hiçbir şey unutulmaz. Perispiride yani Astral bedende olay orjinal şekliyle bulunmaktadır (3). Ama artık Astral Beden’de ki olayın titreşim düzeyi frekansı parazit yayın yapar halden normal bir frekans düzeyine çekilmiştir, yani dengelenmiştir. Dolayısıyla olayın hayatınızdaki olumsuz etkisi ortadan kalkmış dengelenme sağlanmıştır çünkü hedeflenen alınması gereken bilgi alınmıştır.

                                                                  Sayfa Başı...

Deneyimlerimiz, Duygularımız ve Beden/Organlarımız (Fiziksel Sistemler) Arasındaki Bağlantılar Nasıldır?

Deneyimlediğimiz her şey, pozitif ya da negatif olsun bir miktar duygu içerir. Ne kadar çok duygu içerirse, fiziksel sistemlerimizi o kadar çok etkiler. Sevgi ve korku iki temel duygudur. Sevgi, fiziksel sistemleri daima pozitif yönde etkiler. Korku ise fiziksel sistemleri olumsuz etkiler, öfke, suçluluk, içerleme ve nefret gibi negatif duygulara zemin hazırlar (4).

Hipnotik regresyon, bu duyguların ve kişiliğin doğumda hazır bulunduğunu gösterir. Şuurlu bir deneyimin altşuura geçmesi suretiyle, kişiliğin ve duyguların pekişmesi ve/veya değişmesi yeni fiziksel sistemlerde izler bırakır. Çoğu duygu ortalama olarak beş yaşından itibaren yeniden deneyimlenir ve/veya pekişir. Negatif bir duygu altşuurda iz bırakacak boyutlara gelirse, yaşamda daha sonra meydana çıkacak fiziksel yetersizliklerin temel nedeni haline dönüşür. Bu fiziksel yetersizliklerin boyutu, duygunun derinliği ve/veya birikimine göre değişir. Bu negatif duygusal izler, yaşanan bir deneyimi takiben her an fiziksel yetersizliklere neden olabilir. Bununla birlikte ilk duygusal iz ile fiziksel sistemlerin ciddi bir biçimde hasar görmesinin arasında ortalama olarak on yıllık bir sürenin geçtiği görülmektedir (4).

Bütün zihinsel sorunların kaslarımızda izleri vardır (7).

Hangi negatif duygu, makul bir zaman aralığında çözüme kavuşturulmazsa, kendisiyle bağlantılı fiziksel sistemlere hazar verir. Öfke baş ağrıları ve migrene yol açar. Korku ve güvensizlik göğüs ve kalp soruna neden olur. Ayak ve bacaklardaki sorunlar, destekten yoksunluk ve kısıtlamalarla bağlantılıdır. Diz ve kalça bölgesindeki sorunlar da destekten yoksunlukla ilgilidir. İçerleme ise bel ve kalçanın yanı sıra mafsal iltihabı olarak adlandırılan durumun görüldüğü bedenin diğer bölgelerinde soruna neden olur. Sırt ve boyun sorunları, bireyin çok fazla çalıştığı ya da çok fazla sorumluluk üstlendiğini gösterir. Sedef hastalığı ve deride görülen diğer sorunlar suçluluk ve utanç ile bağlantılıdır. Bu korku ve ihanet ile birleştiğinde üreme sistemini de etkiler. AIDS ve Herpes hastalıkları cinsel ihanet duygusu ile bağlantılıdır. Her fiziksel sorun negatif bir duyguyla ya da duyguların kombinasyonuyla bağlantılıdır. Fiziksel sistemlerin yaşadığı hasarın boyutlarını, duygunun derinliği ya da stres faktörü belirler. Duygusal kanserler hırs, diyabet reddetme, çoklu skleroz ise sinir sistemlerine hasar veren yoğun bir duygusal stresten kaynaklanır. Diğer fiziksel rahatsızlıkların tümünün de negatif duygusal deneyimlerle bağlantısı vardır. Bu negatif duygular varlığını sürdürdüğü müddetçe, fiziksel sistemler normal fonksiyonlarını yerine getiremez hale gelir. Bu negatif duygular ortadan kalktığında, fiziksel sistemler geliştirilebilir ya da iyileştirilebilir (4).

                                                                  Sayfa Başı...

Anılar Nasıl Saklanmaktadır?

Yaşadığımız hiçbirşey kaybolmaz, bireyin deneyimlediği herşey zihin sistemlerine, ruhsal hafızamıza, yani bedene bağlı ruha ait hafızaya perisperital hafızamıza kaydedilir ve orada saklanır (3 ve 4). Anılarımız kare kare bütünler halinde bir çeşit vizyon takımı tarzında daima bizde vardır (3). Ruhsal hafızaya asıl düşünce, asıl hatıralar, asıl yapılmış olan tecrübelerin bütün anıları, ama özüyle beraber, bir fotoğraf filminin kaydı gibi veya bir sinema filmi üzerine yapılmış kayıt gibi değil, bütün herşeyiyle beraber, anlamıyla, duygularıyla beraber anılar kaydolmuştur (5).

Zihin, enformasyonu tıpkı bir kasetçalar gibi kaydeder. Kasetçalar olayların akışını, mikrofona geldikleri sırayla kaydeder. Kaset geriye alınıp çalınmaya başlandığında, tam olarak kaydedildiği sırayı takip eder. Zihin de deneyimler olarak adlandırdığımız olaylar zincirini kaydeder. Regresif hipnoz halinde adeta filmi geriye sardırmak gibi tersine işleyen bir mekanizmayla bu anılara geri dönmek mümkündür, zihin deneyimi tam olarak kaydedildiği şekliyle anımsayabilir (4).

Biz regresif hafıza dediğimiz hususu doğrudan doğruya perisprital hafıza (astral hafıza/ruhsal hafıza/ insana ait levh-i mahfuz) olarak ele alırız. Spritüel literatürde ve anlayışta bunlara “perisprital hafıza” denir. Bu hafızanın maddi yöne bağlı olan tarafı daha kaba, daha ağır işleyen, daha basit titreşimleri taşır. Psişik yöne bağlı olan tarafları da daha yüksek, daha hızlı titreşimleri taşır (8).

Burada anıların, daha doğrusu bunların her birini bir şuur olayı olarak kabul ederseniz, bütün bu şuur olaylarının ruhsal varlık tarafından şifrelenmesi, kodlanması, sembolik bir tarza sokulması lazımdır. Biz bunları belli çağrışımları yapabilecek şekilde hafızamıza tekrar bağlıyoruz. Ayniyle değil, çağrışım yapması çok önemlidir. İnsan varlığı yani ruhumuz kendi tecrübelerini, görgülerini ve bilgilerini bu perisprital alanın uygun titreşim seviyelerine uygun hale getirir. Şuuraltı da çağrışım kanunlarına bağlı olarak çalışır (8).

Yani bazı anılar psişik seviyeye daha yakın, bazı anılar da fizik seviyeye daha yakındır. Bütün anılarımız olduğu gibi, tek bir yere girilmez. Monoton bir dağılım yoktur, gayet değişik bir dağılım şekli vardır. Çünkü tek bir olayda, örneğin bir tartışma olayında, bizim birçok niteliklerimiz biraraya gelir; duygularımız harekete geçer, fiziki içgüdülerimiz harekete geçer, birtakım daha başka türlü hareketler de vardır. O anıların hepsini biraraya getiremezsiniz, duygusal bir anınızla fiziki bir acının anısını aynı yere koyamazsınız. Onların da hem bir fiziki yanı hem de bir heyecansal yanı vardır. Bazen fiziki olanlar heyecanı, heyecansal olanlar da fiziki olanı çağrıştırır (8).

Regresyon terapisinde kök nedenlere ulaşmada bu durumdan yararlanılır.

Perisprital hafızamızda bütün anılarımız not edilmiştir, dikte edilerek oraya kaydedilmiştir. Hiçbir şekilde en ufak bir unutma, en ufak bir yok olma söz konusu değildir. Hatta yıpranma ya da çarpılma, değişme bile söz konusu değildir. Yani bir anı orada burulmaz, burkulmaz. Şöyleyken böyle olmaz, yer değiştiremez (8).

                                                                  Sayfa Başı...

Regresyon ve hipnoz sırasında ortaya çıkan hafızanın özellikleri nelerdir?

Hipnotik süjede hafıza meselesi çok önemlidir. Bu hafıza normal, şuuraltı bir depolanma olabileceği gibi, "kripto” dediğimiz gizli bir hafızanın varlığı da söz konusudur. Ama gizli hafıza dediğimiz kriptominezik durum her zaman, her insanda ortaya çıkan bir şey değildir. Her hipnotik süjede, her manyetik süjede böyle kriptominezik bir bellekle karşılaşmamız mümkün değildir. Onlara daha ziyade kendileri belli bir yere konsantre ettirildikten sonraki dikkatlerinden doğan bir bellek hakim durumdadır. Kendiliğinden dikkat olayındaki bellek; normal, öğretilen bellekten daha güçlüdür. Bu durumda bütün detaylar hıfzedilebilir. Kendiliğinden dikkat hali, bazı şeylerin çok daha çabuk, hızlı öğrenilebilmesi için kullanılan bir yöntemdir. Zaten danışanların/süjelerin dikkatini kontrol altına almamız mümkün değildir. Onların kendiliğinden, spontan bir dikkatleri vardır (8).

Regresif bir ipnoz üzerinde çalışıyorsanız yani anılarda gerilere doğru kayıyorsanız elbette ki bu, beynin saklama, depolama kabiliyeti ile alakası olmayan bir durumdur. Çünkü beynin, hafızanın anılarını depolamak konusunda kendine göre bir yöntemi vardır ve bu depolama yöntemi regresyon esnasında ortaya çıkan olaylarla pek bağdaşmaz. Bu konuyla ilgili birtakım tecrübeler yapılmıştır ve yapılmaktadır (8).

                                                                  Sayfa Başı...

Seans sırasında ulaşılan anıların hepsi bize ait anılar ve doğumla başlayan tek bir yaşama ait anılar mıdır?

Zihin, hipnotik regresyona verdiği tepkide, kökeni doğumdan öncesi olan bir farkındalığı ifade eder. Birey, bazen daha önceki bir yaşamda meydana gelmiş görünen bir deneyim anlatır. Reenkarnasyon kavramı, zihinde reenkarnasyon inancı, din, cinsiyet, yaş ya da milliyetten bağımsız bir şekilde vardır (4).

Ulaşılan tüm deneyimlerin danışana ait olduğunu kanıtlamak mümkün olmadığı gibi ait olmadığını kanıtlamak da mümkün değildir. Üstünde durulan ana nokta bu anıların danışan üstündeki etkisi değiştiğinde iyileşmenin gerçekleşmesidir. Önemli olan ve asıl üstünde durulan konu ulaşılan anıya ait yeni bir anlayış kazanıldığında, duygusal durum değiştiğinde, kararlar değiştirildiğinde şifanın gerçekleşmesidir. Mühim olan sonuçtur.

                                                                  Sayfa Başı...

Hipnoz ve regresyon teknikleri her rahatsızlığı iyileştirir mi?

Tüm bunlardan, hipnoz ve regresyon tekniklerinin her rahatsızlığı iyileştiren yöntemler olduğu sonucu çıkarılmamalıdır. Hür irade sürece dahildir. Birçok vakada sorun, bireyin iyileşme arzusu ya da yeteneğini aşacak şekilde kötüleşmiştir. Yine bu da bir tercih ve/veya niyettir (4).

Tercih özgürlüğü her zaman için mevcuttur. Birey duyguyu değiştirmek yerine, fiziksel sistemini etkileyen duyguları ve fiziksel yetersizliklerini korumayı tercih edebilir. Bazı insanlar gerçekten de bu tercihi yapabilmektedir. Kontrol arzusu, intikam, finansal güvenlik, duygusal güvenlik, ilgi çekme ve var olan duruma aşinalığın verdiği güvenlik, değişime direnmenin faydaları olarak görülmektedir. Cezalandırılmayı hak ettiğini düşünenler için acı çekme de bir fayda sağlamaktadır. Düşünce alışkanlıklarında hiçbir değişiklik olmadığında, koşulda da hiçbir değişiklik olmaz (4).

Bütün geçmiş yaşam deneyimlerinin şimdiyle bağlantılarının olduğu hiç kimse yadsımamaktadır. Ancak var olan bütün bedensel ve duygusal sorunlar geçmiş yaşam deneyimleriyle bağlantılı değildir (4).

                                                                    Sayfa Başı...

Hipnoz ve regresyon teknikleri herkes için uygun mudur?

Sinir sistemi olan her canlı hipnotize edilebilir ancak bu yöntem herkes için uygun değildir.

Her hipnotize edilen danışanda kriptominezik (şifrelenmiş) bir hafızayla karşılaşmak mümkün değildir (8). Bunun birçok sebebi vardır. Bunlardan en önemlisi danışanın mevcut sorunlarını çözmek için bu anıları hatırlamaya ihtiyacı yoktur. Ya da başka bir deyişle o anıları hatırlamak sorunu çözmesine bir fayda sağlamayacaktır, şuuraltı kendisini mükemmelen korumaktadır. Kaldı ki her sorunun kökeni geçmiş yaşam anılarında bulunacak diye bir şart sözkonusu değildir.

Danışanın içinde bulunduğu manevi durumun, duygusal, zihinsel durumun ona bir şekilde bir faydası vardır. Mevcut güçlüğe karşı direniyor olması, durumun meydana getirdiği güçlükleri yaşıyor olması, mevcut manevi atmosfer ile bir kazanç sağlıyordur. Bir tesiri fark etme, ona direnme, onunla mücadele etmeyi öğrenme, o tesirden kurtulmayı öğrenme, o tesiri kontrol etmeyi öğrenme v.b. gibi faydaları vardır. Gelecekte kazanılması hedeflenen bazı özelliklere hazırlık niteliğinde çeşitli durumlar da yaşanıyor olabilir. O yüzden sabırla yaşanılan rahatsızlığın, sıkıntılı durumun bizde meydana getirmeye çalıştığı özellikleri fark edip şuurlu olarak da bu özellikleri kazanmak için çaba sarfetmeliyiz.  

                                                                    Sayfa Başı...

Geçmiş Yaşam Terapisinin Uygun Olduğunu Gösteren Faktörler Nelerdir?

Danışanın sorunu/sorunları, terapinin diğer geleneksel formlarına yanıt vermez.

Danışan, dejavu deneyimleri şeklinde bazı geçmiş yaşam hatıralarına sahiptir.

Terapist, bunun iyi bir model olacağını sezinler.

Geçmiş yaşamların pozitif yönleri hatırlanır ve yaşamın aşamalarına ya da krizlere yaklaşımda pozitif modeller geliştirilir.

Geçmiş yaşam materyalinin akışını işaret eden olağandışı rüyalar görülür.

Genellikle geçmiş yaşamdaki bir travma ile bağlantılı olan fobilere rastlanır.

Genellikle geçmiş yaşamdaki bir travma ile bağlantılı olan migren baş ağlarına rastlanır.

Kronik tıbbi sorunlara ya da iktidarsızlık ve frijitlik gibi cinsel sorunlara rastlanır.

                                                                                     Sayfa Başı...         

Geçmiş Yaşam Terapisinin Uygun Olmadığını Gösteren Faktörler Nelerdir?

Danışan çok heyecanlıdır ya da psikotiktir.

Danışan, yaşamındaki bir krizin ortasındadır. İlk önce bu krizin çözüme kavuşturulması gerekir. Danışanın güvenliği en öncelikli sorundur.

Çok miktarda uyuşturucu ya da alkol kullanımına ve sarhoşluğa rastlanır.

Danışan ya meraksızdır ya da sadece “eğlence” olsun diye gelmiştir.

Danışan dirençlidir ya da bu fikre karşı çıkmaktadır. (Yani başkalarının zoruyla gelmiştir.)

Danışan ile olumlu bir psikolojik bağ kurulamaz.

Danışan mesafeli görünür.

Danışan, şu anki yaşamında sorunlarından kaçmak ister görünür.

Geçmiş yaşam terapisi isteği, büyülü düşünceler ve gerçekdışı beklentilerin bir uzantısıdır.

Danışanı herhangi bir şekilde izleme olasılığı yoktur ya da kendisi için elverişli destek sistemlerine sahip değildir.

                                                                     Sayfa Başı...

Tavırlar ve Duygularımız arasındaki etkileşim nasıl olmaktadır?

Tavır; kelimenin tam anlamı ile bir duruş, bir poz, bir yönlenmedir. O an için seçtiğimiz bakış açısıdır. Öyleyse, tavırlarımız; diğer niteliklerinden çok direkt olarak varlığımızın şimdiliğini yansıtır. Duygularımız ise varlığımızın psişik mekanizmasının derinlerinde depolanmış reaksiyon potansiyelleridir. Bunlar çok sayıdaki önceki yaşam deneyimlerinden ve dünyadaki konaklamalardan çıkarlar. Biri, diğerini nasıl etkiler? Bir tavrın seçimi, bir deponun anahtarını seçmek gibidir. İçimizdeki engin mekana girmek için bir anda belirli bir anahtarı seçmemizi sağlayan nedir? Bu, zihnin tahayyül güçlerinin / imajinasyon kuvvetidir. İnşa edici olan zihin, bedenin tepki potansiyellerini harekete geçirmede ve karmik izlerin deposunu açmada çok özel bir yöntemle çalışır. Yani zihnin üstünde durduğu bir tavır, derinde saklı duyguların ifadelerini açan kilidin anahtarını çevirmektedir (9).

Seçtiğimiz tavır veya duruş veya bakış açısı, kendimizle, diğer insanlarla ve çevremizdeki dünyayla olan ilişkimizin doğasını belirler. İşte çalışma biçimi. Neredeyse her bir dürtü, kişisel bir tepki için fırsat haline gelir (9)

Bir tavır nasıl duygu haline gelir? Bedenin ana fizyolojik tepki sistemleri; endokrin bezlerine ve bunların hormonal salgılarına göre oluşan fizyolojik aksiyona bağlıdırlar. Zihin bir tavır üstünde durduğunda, bedenin duygusal sistemindeki endokrin bezlerinde uygun tepkileri uyandırır. Bu bezler, yedi ruhsal merkez, karmik anıların ve izlerin depoları olarak bilinmektedir. Onları, izah edebilme amacı ile, herhangi bir veya bütün bedenlenmeler esnasındaki sayısız deneyim boyunca biriken önceden kaydedilmiş bantlar koleksiyonu olarak düşünebiliriz (9).

Bu depolar açıldığında, bütün karmaşık potansiyelleri hayatımızda tezahür etmeye başlayabilir. Bunlar, bir başkası ile olan ilişkideki gelişmede, harika bir yeteneğin ortaya çıkmasında veya ciddi bir hastalık halinde görülebilirler. Önceden saklanan bu izler ve potansiyeller; şuurlu hislerimiz ve fiillerimizde, zihnin imajinatif güçlerinin sayesinde tezahür ettirilirler. Zihin, belirli bir tavır üstünde durdukça, bedenin fizyolojisi de zihnin bu ifadesini takip eder. Sonra, endokrin bezlerinin tepkisi, bedenin geri kalan bölümüne emirler gönderir, ki bu, duygusal kalıplara uygundur. Yedi endokrin bezi ve bunların hormonal salgıları; bedenin her hücresinin, belki de her atomunun tepkilerini yönetir. Eğer bu izlerin ifadeleri bedenin fizyolojik güçlerinin normal çalışması ile uyumlu değil ise, o zaman hayatımızda düzensizlik ve bedenlerimizde hastalıklar kaçınılmaz olur (9).

Tavırlarımızı sayısız tesirler etkiler ve bu tavırlar sonra, çoğunlukla en derin duygusal kalıplarımızı harekete geçirirler. Yani kendimizi düzeltmediğimiz ve bu tesirlere olan tepkilerimizi sabitleştirmediğimiz takdirde, kendimizi ve hayatımızı fırtınalı bir denizdeki mantarlar gibi ordan oraya savrulurken bulabiliriz. Birçok dış tesir tavırlarımızı etkiler: ancak kendi zihnimizi yönetebiliriz. Bunu yaparken, kendimizi ve diğer insanları bu kadar derinden etkileyen seçimlerimizi ve duygularımızı da yönetiriz (9).

                                                                                   Sayfa Başı...

Neden geçmiş yaşam terapisi işe yaramaktadır?

Regresyon terapisinin işe yaraması bir mucize değildir. İşe yaramaktadır çünkü bizler pek çok korkumuzun altında yatan sebebi bu terapi sayesinde açığa çıkartmaktayız. Pek çok hayatta bizler hep korku içinde yaşadık. Bu korkuların çoğu çok temel konulardı: “Hayatta kalabilecek miyim? Açlıktan ölür müyüm?” Fakat insanlık tarihinin geçirdiği tüm bu gelişimden sonra şu an burada bulunan sizler, yani hepimiz bilincimiz açısından bakıldığında çok geliştik; ne yapabileceğimizi ve gerektiğinde bize şifa verecek olan kaynağa nasıl ulaşabileceğimizi artık biliyoruz.

Bu terapi tamamen canla, ruhla ilgilidir. Can, hayattan hayata taşıdığımız şeydir. İlk bedenlenişimizden şu anki bedenlenişimize kadar olan süre içinde bütün yaşadıklarımızın duygusal yükünü taşıyan şeyle ilgilidir. Bizler şu anki hayatlarımızda seçimlerimizin sonuçlarını yaşıyoruz.

Peki ama niçin geri geldik? Bu kadar zorlukla, bu kadar endişeyle dolu hayatlara geri dönmeyi niçin seçtik? Bizi geri getiren şey karmadır, başka bir deyişle, ruhumuzdaki yara. Ruhumuzdaki yaraları şu an bildiklerimizle değiştirebileceğimizi bildiğimiz için buradayız çünkü bilinçlerimiz şu an olabilecek en iyi düzeydedir ve geçmişteki tüm yaralar, tüm korkular ulaşılıp halledilebilecek durumdadır.

Karma, “sadece eylem” anlamına gelen Sanskritçe bir sözlüktür. Karma dengeyi arar. Bu denge tam bir denge olmalıdır, yani bağlanma içermeyen bir bağlanmama hali. Geçmiş yaşamlarda da, bu hayatta da pek çok şeyin dengesi bozulmuştur. Bizler, özellikle ilişkiler konusunda pek çok dengesizlikler yaşarız. İlişkilerden ilişkilere geçeriz fakat başkalarıyla ilişkiler hayatlarımızda çok büyük önem taşımasına rağmen, temelde çok önemli olan yalnızca iki ilişki vardır. Bunlardan biri kendimizle ilişkimizdir, diğeri de -O’na hangi adı veriyorsanız artık- Tanrı ile ilişkimiz. Bu iki ilişki arasındaki denge kurulduğunda, diğer herkes ve her şeyle olan ilişkimiz de doğal olarak dengeye kavuşacaktır; işte ancak o durumda iken taciz, sömürü veya normal olanların dışındaki bağımlılıklar söz konusu olmaz.

Regresyon terapisi sizi dengeye sokar. Tüm geçmiş yaşamlardan bugüne taşınmış olan acıları, yaraları bir denge haline kavuşturur. Regresyon terapistleri hastalarının hayatlarında mucizeler yaşandığından söz edebilirler fakat bu mucizelerin sebebi regresyon terapisi değildir. Sebebi, kendisini neredeyse beş yüz hayat sonra ilk kez gerçek olarak deneyimleyen kişidir. Kişi ancak çok uzun hayatlar boyu taşıdığı bir temel meseleyi regresyon terapisi sırasında çözdüğünde gerçekten bambaşka biri haline gelir. Tekrar soruyorum: Niçin buradayız? Daha önce olanları dengelemek için. Fakat burada oluşumuzun sebebi sadece sorunları çözmek değildir. Burada olma amacımızı anlamak için de buradayız. Ve acı çekmek, bu sürecin en büyük tetikleyicisidir.

Hepimiz mutlu olmak için buradayız ama korkularımız olduğu için, çok sayıda şeyden korktuğumuz için hiçbirimiz mutlu değiliz; mutluluğu satın almaya çabalıyoruz sadece. Regresyon terapisi mutlu olmamızı engelleyen nedenleri bulmamıza yardımcı olur.

Bilinçli zihin karar vermeye yarar; bunlar ne yiyeceğimiz, ne giyeceğimiz gibi basit kararlar da olabilir ya da geleceğinizi ve hatta gelecek yaşamlarınızı etkileyecek karmaşık kararlar da olabilir. Örneğin, 18 yaşında bir genç kız gebe kalır, kürtaj yaptırır, kendini ve erkek arkadaşını affettiğini söyler ama aslında bilinçaltında kendini de onu da affetmemiştir ve bir süre sonra kanser olur. Bu türden kararlar öyle derinden alınırlar ki, fiziksel beden bu kararlardan duygu düzeyinde etkilenir ve bu duygular kendilerini bir biçimde bedende gösterirler; bu ortaya çıkış ya bedenin içinde ya bedenin üstünde ya da bedenden dışarıya doğru gerçekleşir. Alınan tüm bu kararların arkasındaki duygular ve deneyimler ruhta saklanmaktadır.

Ruh, tanrısal olan yanımızdır ve aslında, yapısı gereği, hür olmalıdır. Bu parçaya, yani ruha giden bir kapı açtığımızda, herhangi bir yaranın sebebine ulaştığımızda şu anki ıstırabımızın sebebine de ulaşmış oluruz. Zihnin bilinçaltı denen kısmı tüm duygularımızı, yaşam senaryolarımızı, davranış kalıplarımızı, tüm bahanelerimizi ve kendimize sürekli olarak tekrarladığımız, örneğin “Hiç güzel değilim,” “Kimse bana önem vermiyor,” “Yeterince iyi biri değilim,” gibi mesajları saklar. Bilinçaltı bunları birer anı olarak saklar ama sizler her gün, sakladığınız bu mesajlara göre davranırsınız. Ve bunlar sizi her gün ve her an kişiliğinizde, davranışlarınızda etkilemeye devam ederler. Regresyon terapisi tüm bunlara erişir ama bunları tek başına temizleyemez çünkü bunların kabullenilmesi ve affedilmesi gerekir. İlk affetmeniz gereken kişi de sizsiniz.

Pek çok insan kendisini bir geçmiş yaşam terapistine teslim edip geçmiş yaşamlarını incelemek istemez, bu konuda tereddüt eder çünkü ortaya çıkabilecek olan kötü anılardan ürkmektedir. İçiniz rahat etsin, hepimiz ortalama olarak en az beş yüz yaşam yaşadık. Öldük, öldürdük, akla hayale gelebilecek her kötü olaya dahil olduk, çaldık, çırptık fakat tüm bunlar esnasında geliştik. Zihnin evrimi, gelişimdir. İnsan türü de hayli büyük bir gelişim geçirdi.

Korkular ancak bilgiyle uzaklaştırılabilir ve bilgi artık elimizde. Bilgi sayesinde yaşamı sevgi ile ele alabiliriz. Dolayısıyla, bu yeni terapinin sağladığı bilgiler bize bu konuda yardımcı olacaktır.

Ruhun gelişimi, ruhun tekamülü için buradayız. Fakat insan ilk olarak kendisiyle temasa geçmeli, kendisiyle ilişki kurmalıdır ve bunun gerçekleşebilmesi için, engellerin ortadan kaldırılması gerekmektedir. Geçmiş yaşam regresyonu terapisi işte bu engelleri ortadan kaldırmak konusunda işe yaramaktadır.

                                                                  Sayfa Başı...

Regresyon Terapisinin faydaları nelerdir?

Bu konuda Sn. Ergün Arıkdal’ın ifadeleri aşağıda özetlenmiştir:

Eğer geçmiş hayatlar düzgün bir şekilde öğrenilebilmişse gerçekten bu konu hakkında doğru bir şekilde bilgi verilebilmişse ve siz bunun karşısında samimi bir şekilde anlayış gösterebiliyorsanız, kabul gösterebiliyorsanız, elbetteki bu sizin bugünkü yaşamınıza bir anlam katabilir. Daha doğrusu sizin anlam veremediğiniz birçok hususlar bu tarzda bir anlam kazanmaya başlar. Buna ait en güzel misalleri biz ünlü Amerikalı kahin, Edgar Cayce’nin kitaplarında anlattıklarında görüyoruz. Nitekim birçok rahatsızlıkların, hastalıkların, takıntıların, istenilmeyen durumların, ruhi sıkıntıların vs. vs yani psişik her türlü rahatsızlığın ve manevi bozuklukların arkasında bir geçmiş hayat şokunun olduğu gayet güzel anlatılmıştır. Ve bu şoklar, geçmiş hayat tecrübeleriyle, geriye gidişleriyle, regresyonlarla halledildiği için bakıyorsunuz iş kendiliğinden doğrulanmış oluyor, hallediliyor. Çünkü geçmiş hayata ait şoku gidip yine geçmiş hayatın zamanı içerisine döndüğümüz vakit ki bu bir astral dönüştür. Oraya döndüğümüz vakit beyinde olan bir dönüş değil, bir astral dönüş, döndünüz oradaki travmayı ve ruhi sarsıntıyı veya o şoku normalize ettiğiniz vakit sujeye bunu normal bir şeydir diye kabul ettirdiğiniz vakit, anladığı zaman meselenin ne olduğunu bu sefer normal hayatında da fiziksel hayatında da bu semptom, araz ortadan kalkıyor. Siz meseleyi kökten halletmiş oluyorsunuz. Fakat işin ehline düştüğünüz zaman (10).

                                                                 Sayfa Başı...

 

Anasayfa ]

Send mail to  gunay@derinlik.org  with questions or comments about this web site.
Copyright © 2008 DERİNLİK KİŞİSEL GELİŞİM MERKEZİ
Last modified: 20/05/2019